7 Ocak 2009 Çarşamba

İyi Çay Nasıl Demlenir

Her çayın demleme süresi farklı olmakla birlikte ülkemizde kullanılan fermante siyah çaylar için ideal süre 5 dakika. * İyi bir çay demlemek için üç şey gerekli: Su, çay ve çay takımı... Çay ne denli iyiyse, sert ve kireçli suya karşı o denli hassas bir tepki gösterir. Stephan Reimertz, 'Çayın Kültür Tarihi' adlı kitabında dördüncü unsur olarak havayı da ekliyor. * Çay demliğinin metal olmaması ve deterjanla yıkanmaması gerekir. Demlik; toprak, porselen ya da cam olabilir. Gümüş bir çaydanlık kullanıyorsanız bunun içinin porselen olmasına özen gösterin. * Çayı sıcak ve nemli ortamlardan uzak tutun. Kavanozda saklayın ancak uzun süre bekletmeden taze iken tüketin. * Çayı asla bekletilmiş suyla demlemeyin. Aksine mineraller açısından zengin bir suyla çok güzel çay demleyebilirsiniz. 10 saniye gibi kısa bir zamanda kaynayan su ile çayınızı demleyin.

* Kaynayıp soğumuş suyu tekrar kaynatarak çay demlemeyin.

* Demliği önceden ısıtın, çünkü su dökülürken demlik öyle ısı kaybeder ki, çayı çay yapan reaksiyon gerçekleşmez.

* Uzmanlar 100 ml su için 2 gr çay öneriyorlar.

* Her çayın demleme süresi farklı olmakla birlikte ülkemizde kullanılan fermante siyah çaylar için ideal süre 5 dakika.

11 Aralık 2008 Perşembe

Çocuklarda Ateş Düşürmek İçin

Platonik Aşk Yaşayanlar Buraya

Hamileliğin 7.Ayında Bebek

Down Sendromu Artıyor


İngiltere'de, gebelikte Down sendromunu tespit eden testlerin yaygınlığına rağmen Down'lu çocuk sayısı arttı.
İngiltere'de, gebelikte Down sendromunu saptamak için yapılan testlerin yaygınlaşmasına rağmen, Down'lu çocukların sayısının arttığı bildirildi.

Ülkede, bu alandaki testlerin uygulanmaya başladığı 1989'da 717 Down sendromlu bebek dünyaya gelirken, bu sayı 2006'da 749'a çıktı.

Down Sendromu Derneği, test sonuçlarının pozitif çıkmasına rağmen ailelerin bu bebekleri neden dünyaya getirdiklerini anlamak için 1000 aile arasında araştırma yaptı.

Araştırmaya katılanların beşte biri, Down sendromlu bir tanıdıkları olduğunu belirtirken, üçte biri dini ve kürtaj karşıtı inançlarını öne sürdü, yüzde 30'u da son yıllardaki gelişmelerle Down'lu çocukların hayatlarının artık daha kolaylaştırıldığını söyledi. Hemen her beş kişiden biri de testlerin sonuçlarına inanmadığını belirtti.

Down sendromlu bebekleri tespit etmek için testlerin yaygın olarak uygulanmaya başladığı 1989'da Down'lu bebeklerin sayısı 717'den, 1990'ların başında 594'e düşmüştü. Ancak son on yılda Down sendromlu çocukların sayısı arttı.

Milli Down Sendromu Sitogenetik Kayıtları'nın verilerine göre, 2000 yılından bu yana Down'lu bebeklerin oranı yüzde 15 yükseldi.

Biyolojik saat - diyabet ilişkisi

Biyolojik saat ve şeker hastalığına yakalanma riski arasında bağlantı olduğu saptandı.
Fransa'nın Lille kentindeki Pasteur Enstitüsü'nden Philippe Froguel'in, Londra'daki İmparatorluk Koleji'nden Danimarkalı ve Finlandiyalı bilim adamlarıyla yaptığı araştırma, vücudun biyolojik saatini düzenleyen melatonin hormonunun bağlandığı, alıcı MT2'yi üreten gendeki anormalliklerin kandaki şeker oranını yükselttiğini ve tip 2 diyabete yakalanma riskini yüzde 20'ye kadar arttırtığını gösterdi.

Anormalliklerin aşırı kiloya da neden olabileceğini belirten Froguel, "kötü uykunun, fazla kilo alımına davetiye çıkardığını, hatta hastaların şeker hastalığının ortaya çıkmasından önce çöktüğünü" ifade etti.

Bilim adamları, melatonin'in rolüyle ilgili araştırma sonucunun şeker hastalığı ve depresyon arasındaki bağlantıya da ışık tuttuğunu, araştırmanın bu kronik hastalıklara yakalananların daha iyi tedavi edilebilmesine katkıda bulunabileceğini belirtti.

23 bin kişinin katıldığı araştırma, "Nature Genetics" dergisinde yayımlandı.

Hormon salgılarının 24 saatlik ritmler halinde düzenlenmesi, "biyolojik saat" olarak adlandırılıyor.

Herhangi bir nedenden ötürü bu döngüde düzensizlik olması da biyolojik saatin şaşırmasına yol açıyor. Melatonin hormonu ise biyoritmi belirliyor ya da etkiliyor. Hormon, kişiden kişiye değişse de, yaklaşık olarak 23:00 ile 05:00 saatleri arasında salgılanıyor.

Seks Herşeyin İlacı

Seks kanserden kalp hastalıklarına kadar birçok hastalıktan korunmamızı sağlıyor.
Yıllardır sayısız araştırma seksin sağlık üzerindeki olumlu etkilerini ortaya çıkartmak için yapılıyor. Bütün bu araştırmaların sonucunda ise seks bir çok hastalığın önlenmesinde yardımcı olan eğlenceli bir aktivite olarak nitelendiriliyor. Ayrıca seks, kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayan Endorfin hormonunun salınımını tetikleyerek ruh sağlığını da destekliyor. Çok yoğun yapılan bir egzersizle eşit sayılan seksin tek seferde 250’ye yakın kalori yakımına neden olduğu düşünülüyor.

Peki ama cinsel birliktelik sağlığımız için başka neler yapabilir?

PROSTAT KANSERİ

Erkekler arasındaki kanser ölümlerinde prostat kanseri akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer alıyor. Düzenli bir cinsel hayat ise bu riski azaltmanın en önemli yollarından biri. Amerika’daki National Cancer Institute’de yapılan bir araştırmanın sonucuna göre, prostat kanseri haftada en az 5 kez cinsel ilişkiyle ya da masturbasyonla boşalan erkeklerde, haftada bir ya da iki kez boşalan erkeklere oranla daha az görülüyor.

KALP

Yüksek tansiyon, kalp krizi ve felcin başlıca nedenlerinden biridir. Bu riski azaltmanın en iyi yollarından birisi de sık sık cinsel birliktelikte bulunmaktır. Cinsel birliktelik sırasında kalp atışı ve kan basıncı hızla artar fakat ilişkiden sonra daha yüksek bir hızla düşer. Bu şu anlama gelir; yatak odanızda partnerinizle eğlenirken aynı zamanda da kan basıncınızı aşamalı olarak düşürmüş olursunuz.

DEPRESYON

İyi bir cinsel birliktelik, beyindeki mutluluk hormonu yani endorfin salınımını tetikler. Fakat kadınların cinsel birliktelikten sonra neden gülen bir yüz ifadesi takındıklarının bir başka nedeni de olabilir. New York State Universites’nde yapılan bir çalışmada, spermlerin anti-depresan özelliği taşıyor olabilecekleri ortaya çıktı. Araştırmaya göre prezervatifsiz cinsel birlikteliğe giren kadınlar diğerlerine göre daha az depressif oluyor.

SOĞUK ALGINLIĞI

Kış aylarında haftada sadece bir ya da iki kez yapılan seks, bağışıklık sistemini güçlendirmekle kalmayıp, grip ya da nezleye yakalanma riskini de azaltıyor. ABD’deki Wilkes Üniversitesi’ndeki araştırmacılar cinsel birlikteliğin vücutta antikor olarak görev yapan immünoglobülin A proteininde artışına neden olduğunu ve bu sayede bağışıklık sisteminin harekete geçerek mikropların daha kolay yok edilmesine neden olduğunu kanıtladılar.

FORMDA KALMAK

Bazı uzmanlar cinsel birlikteliğin koşuyla aynı etkiyi yarattığını düşünüyorlar. Örneğin dinlenmekte olan bir erkeğin kalp atış hızı dakikada ortalama 70–80 defadır. Fakat orgazma kadar olan süre boyunca bu hız dakikada 100–175, orgazm boyunca ise 110–180 defaya kadar ulaşabiliyor. Bu oranlar aşağı yukarı yoğun bir ayrobik çalışmasıyla aynıdır.

DAHA GENÇ BİR GÖRÜNÜM

Anti aging kremlerini ve losyonları unutun! Genç kalmanın sırrı yatak odanızdan geçiyor. Edinburgh Üniversitesi bilim adamları haftada en azından 3 kez cinsel birliktelik yaşayan çiftlerin haftada 2 ya da daha az birlikte olan çiftlere göre 10 yaş daha genç göründüklerini kanıtladılar. Kadınlarda, tüm yaşlılık belirtilerine engel olan büyüme hormonu salınımının bunun için bir anahtar olabileceği düşünülüyor.

KOKU DUYUSU

Seks, prolactin hormonunun salınımını tetiklediği için koku duyunuzun güçlendiriyor. Bu hormon beyinin koku merkezinindeki yeni sinir hücrelerini iki katına çıkartmaya yöneltiyor. Kanada’daki Calgary Üniversitesi’ndeki bilim adamları bunun gerçekleşmesinin ayrıca annelerin bebekleriyle arasındaki bağın kurulmasına da yardımcı olduğu düşünüyorlar.

DAHA UZUN BİR YAŞAM

Cinsel birliktelik, uzun yaşamanın sırrı da olabilir. Doksanların sonunda İngiltere’de yapılan bir araştırmada çok sık orgazm yaşayan kadın ve erkeklerin kalp hastalıkları yüzünden ölme risklerinin çok az olduğu ortaya çıkmıştı. Örneğin ayda 1 defadan az orgazm yaşayan erkeklerin kalp hastalıkları yüzünden erken ölme olasılıkları haftada en azından 2 kere orgazm yaşayanlara göre yüzde 30 daha fazla.
 
türkü dinle